Gazete Özeti

Bu bir özettir, bağlayıcı olan Resmî Gazete'deki metindir.

Anayasa Mahkemesinin 5/5/2026 Tarihli ve 2021/32883 Başvuru Numaralı Kararı

30 Ekim 2026 · sayı 33415 · yargı kararı · Anayasa Mahkemesi Başkanlığı · günün listesi

Resmî Gazete'deki metin (kaynak)

Özet

Anayasa Mahkemesi, Kadriye Şendir'in sigorta başlangıcıyla ilgili davada sonuca etkili iddia hakkının kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasını kabul etti. Mahkeme, kararın Kırklareli İş Mahkemesi'ne yeniden yargılama için gönderilmesine karar verdi ve hak ihlali kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasını hüküm altına aldı. Metinde ayrı bir yürürlük hükmü yok.

Adalet ve yargıBankacılık ve finansİş hukuku ve SGK

Özet 2 Kasım 2026 tarihinde onaylandı.

Tam metin

Bu metin taranmış görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); rakam ve adlarda okuma hatası olabilir. Bağlayıcı olan kaynaktaki metindir.

30 Ekim 2026 CUMA Resmi Gazete Sayı : 33415

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

İKİNCİ BÖLÜM
KARAR

KADRİYE ŞENDİR BAŞVURUSU

Başvuru Numarası :2021/32883
Karar Tarihi : 5/2026
Başkan : Basri BAĞCI
Üyeler : Engin YILDIRIM
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör : Nuray KOVANCI
Başvurucu : Kadriye ŞENDİR
Vekili : Av. Cemal TERZİ

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, sigorta başlangıcının tespiti amacıyla açılan davada sonuca etkili
iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına
ilişkindir.

2. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde Kırklareli İş Mahkemesinde (Mahkeme) sigorta
başlangıcının tespiti talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine dava açmıştır. Dava
dilekçesinde dava dışı anonim şirkete ait işyerinde 11/9/1989 tarihinde işe başladığımı ve işe
giriş bildirgesinin verildiğini belirterek 11/9/1989 tarihinde bir gün çalıştığının tespiti ile tüm
sigorta kolları yönünden sigorta başlangıcının anılan tarih olduğunun tespitine karar
verilmesini talep etmiştir.

3. Mahkeme 8/12/2017 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı SGK,
karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34, Hukuk
Dairesi 28/3/2019 tarihinde istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.

4. Davalı SGK'nın temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay 10. Hukuk
Dairesi (Daire) 4/3/2020 tarihinde kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bozma kararında
davanın yasal dayanağının 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 3.
maddesinin ikinci fıkrası olduğunu belirtmiştir. 506 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci
fıkrasına 9/7/1987 tarihinde yürürlüğe giren 20/6/1987 tarihli ve 3395 sayılı 506 Sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Ek ve
Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'un 1. maddesiyle eklenen (D) bendinde ”£/
halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları,
analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık
ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı
olabilirler." düzenlemesine yer verildiğini ifade etmiştir. Sonrasında 6/8/2003 tarihinde
yürürlüğe giren 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 57. maddesiyle
söz konusu bendin ilga edildiğini, yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye
yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını belirterek
9/7/1987-5/8/2003 (dâhil) dönemi bakımından bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı
Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak
değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir.

5. Daire, başvurucunun 506 sayılı Kanun kapsamında malullük, yaşlılık ve ölüm
sigorta kolları bakımından 85. madde gereğince isteğe bağlı sigortalılık başvurusu
bulunmadığını tespit etmiştir. Bu gerekçelerle Daire, başvurucunun sunduğu yazılı belgeler
karşısında uyuşmazlık. konusu dönemde başvurucunun işverene bağlı olarak yerine getirdiği
faaliyetin e/ halıcılığı dokuma işi niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra yapılan işin
ei halıcılığı kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde davanın reddine, aksi hâlde elde
edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

6. Bozma kararına uyan Mahkeme 5/11/2020 tarihinde davanın reddine karar
vermiştir. Karar gerekçesinde işyerinin el halıcılığı dokuma işi niteliğinde faaliyet
gösterdiğinin tespit edildiğini belirtmiştir. 506 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasının
(D) bendinde yer alan yasal düzenlemeye göre dava konusu yapılan dönem itibarıyla el
halıcılığı dokuma işlerinde çalışanların uzun vadeli sigorta kapsamında olmadıklarını ve
işyerine, çalışma koşullarına yahut herhangi bir nedene dayalı olarak kanunda istisna da
getirilmediğini ifade etmiştir. Söz konusu hükmün açık istisna getirmeyen, bağlayıcı,
yasaklayıcı, emredici hüküm olduğuna, hükmü kaldıran 4958 sayılı Kanun'un 57,
maddesinde ve sonrasında yürürlüğe giren 31/3/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda kanunların geriye yürüyeceğine ilişkin bir düzenleme
bulunmadığına işaret etmiştir. o Yasal sorumluluğunu dönemindeki mevzuata göre
başvurucuyu kısa vadeli sigorta kollarına göre sigortalı olarak kuruma bildirerek yerine
getirmiş olan işverene yeni sorumluluklar yüklenemeyeceğine vurgu yapmıştır.
Başvurucunun söz konusu hükmün yürürlükte kaldığı dönemde kalan el halısı dokuma işi
olan çalışmasının uzun vadeli sigorta kollarından sayılamayacağı sonucuna ulaşmıştır.

7. Başvurucu, Mahkeme kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Aynı
Daire 21/4/2021 tarihinde kararın onanmasına hükmetmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 24/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 26/7/2021
tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu
hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

IM. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu, kendisi ile aynı durumda olan kişiler tarafından açılan davaların
kabul edilmesine karşın kendi davasının reddedildiğini ve emsal kararlara aykırı karar
verildiğini belirterek sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu,
aynı Mahkemenin kararları ile Dairenin ve (kapatılan) Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin
kararlarını emsal olarak göstermiştir.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun adil yargılanma hakkının
ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri,
Anayasa Mahkemesi kararları ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması
gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

Il. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki
nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.
Başvurucunun iddiaları gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini
gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı
kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını
sağlamayı ve buna uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır.
Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve
davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle
yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz
değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz. Karar
gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine
uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca
demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun
öğrenmesi için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve
diğerleri (GK), B. No: 2013/7800, 18/6/2014, $$ 31,34),

Id. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan
mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla
kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir.
Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu
merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de
değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve
farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuzfl. B.|, B. No: 2013/2995, 20/2/2014,$ 51).

15. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı bağlamındaki görevi,
uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak yargı mercilerinin ilgili
ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarını incelemekten ibarettir. Anayasa
Mahkemesinin mahkemelerin açıkça keyfi olmadığı veya bariz takdir hatası içermediği
sürece gerekçelerini denetleme gibi bir görevi olmadığı gibi mahkeme kararlarındaki hukuka
aykırılıkları gidermek de Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Halit Kabadağ (1. B.|, B.
No: 2019/3589, 23/11/2021, $30).

16. Olayda başvurucu, halı dokuma faaliyeti yürüten işyerinde 11/9/1989 tarihinde
çalışmaya başladığını belirterek sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti amacıyla dava açmıştır.
Mahkeme, davanın kabulüne hükmetmiş ise de Daire 506 sayılı Kanun'un 3. maddesinin
ikinci fıkrasına 3395 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen ancak 4958 sayılı Kanun'un 57.
maddesiyle yürürlükten kaldırılan (D) bendi dikkate alındığında uzun vadeli sigorta kollarına
tabi zorunlu sigortalılık tespiti yapılamayacağını, uyuşmazlık konusu dönemde başvurucunun
işverene bağlı olarak yerine getirdiği faaliyetin e/ #alıcılığı dokuma işi niteliğinde olup
olmadığı belirlendikten sonra yapılan işin el halıcılığı kapsamında olduğunun anlaşılması

Yönetmelik Adı — 3
hâlinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek bozma kararı vermiştir.
Mahkeme de bozma kararına uyarak başvurucunun davasını reddetmiş, başvurucunun SÖZ
konusu hükmün yürürlükte kaldığı dönemde kalan el halısı dokuma işi olan çalışmasının
uzun vadeli sigorta kollarından sayılamayacağını ifade etmiştir. Karar, Daire tarafından
onanmıştır.

17. Başvurucu, bozma üzerine yapılan yargılamada 5/11/2020 tarihli duruşmada
benzer yargılamalarda verilen davaların kabulüne ilişkin kararlar hakkındaki onama
kararlarını Mahkemeye sunduğunu belirtmiştir. Başvurucunun 9/12/2020 tarihli temyiz
dilekçesinde de emsal davalarda verilen davaların kabulüne ilişkin kararları Daire ve
(kapatılan) Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onandığını ileri sürdüğü görülmüştür.

18. Başvurucunun emsal olarak gösterdiği Dairenin ve (kapatılan) Yargıtay 21.
Hukuk Dairesinin kararlarında davacıların işverene bağlı olarak yerine getirdikleri el
halıcılığı dokuma işinde çalışmaya başladıkları tarihlerin tüm sigorta kollarına tabi sigorta
başlangıç tarihi olarak tespitine, işe ilk giriş bildirgesinin verildiği tarihte on sekiz yaşını
ikmal etmeyenler yönünden sigortalılık başlangıç tarihi olarak on sekiz yaşını ikmal ettikleri
tarihlerin sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmiştir (Yargıtay 10. Hukuk
Dairesinin 24/2/2020 tarihli ve E.2019/3604, K.2020/1529; 2/3/2020 tarihli ve E.2019/3752,
K.2020/1792; 1/10/2020 tarihli ve E.2020/3700, K.2020/5328 sayılı kararları; (kapatılan)
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13/6/2017 tarihli ve E.2016/8708, K.20177/5324; 16/11/2017
tarihli ve E.2016/15755, K.2017/9339; 27/2/2020 tarihli ve E.2019/4683, K.2020/1242;
2/3/2020 tarihli ve E2019/4248, K.2020/1321; 9/3/2020 tarihli ve E.2019/4678, K.2020/1564
sayılı kararları).

19. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme, kanun kurallarını
yorumlama, kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğine karar verme yetkisi
kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait olmakla birlikte mahkemenin esasa etkili
iddialara ilişkin olarak ilgili ve yeterli bir gerekçe sunması, hakkaniyete uygun yargılanmanın
gerçekleşmesi adına bir zorunluluktur (Seyhan İlğaz (1. B.|, B. No: 2014/7475, 17/7/2018, $
39). Mahkeme 5/11/2020 tarihli gerekçeli kararında Dairenin bozma kararına atıfla el halısı
dokuma işi olan çalışmanın uzun vadeli sigorta kollarından sayılamayacağı gerekçesiyle
davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin kararında aynı maddi olaya dayanılarak açılan
başka uyuşmazlıklarda verilen davanm kabulüne ilişkin kararların Daire ve (kapatılan)
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onanması hususlarının tartışılmadığı anlaşılmıştır.

20. Kural olarak mahkeme kararında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe
bulunması hâlinde kanun yolu mercilerince bu karara atıfla değerlendirme yapılması makul
görülebilir. Mahkeme kararında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise başvurucuların ileri
sürdüğü esaslı itirazların kanım yolu mercileri tarafından gerekçeli şekilde karşılanması
gerekir. Uyuşmazlıkta başvurucunun benzer davalarda davaların kabulüne karar verildiği ve
kararların onandığı yönünde ileri sürdüğü iddiaya ilişkin olarak Mahkemece ve Dairece
herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Diğer bir ifadeyle başvurucu ile aynı
koşullar altında çok sayıda işçinin açtığı benzer davalarda davaların kabulüne ilişkin
kararların onanmasına karşılık başvurucunun açtığı davada farklı uygulama yapıldığına dair
iddialar yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi
gerekir,

Yönetmelik Adı — 4
HI. GİDERİM

22. Başvurucu, ihlalın tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde
bulunmuştur.

23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması
için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın
148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanım'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının
gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde
yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir
(yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan (GKI, B. No: 2014/8875, 7/6/2018, $$
54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) (1. B.|, B. No: 2016/12506, 7/11/2019, $$ 53-60, 66;
Kadri Enis Berberoğlu (3) TGKJ, B. No: 2020/32949, 21/1/2021, $$ 93-100),

24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle
ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali
kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar
verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında
olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da
delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili
mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR
OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı
kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kırklareli İş Mahkemesine (E.2020/74,
K.2020/80) GÖNDERİLMESİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL
yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması
hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ
UYGULANMASINA,

Yönetmelik Adı — 5
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/5/2026
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Yönetmelik Adı — 6