Gazete Özeti

Bu bir özettir, bağlayıcı olan Resmî Gazete'deki metindir.

Anayasa Mahkemesinin 18/6/2026 Tarihli ve 2021/22462 Başvuru Numaralı Kararı

30 Ekim 2026 · sayı 33415 · yargı kararı · Anayasa Mahkemesi Başkanlığı · günün listesi

Resmî Gazete'deki metin (kaynak)

Özet

Anayasa Mahkemesi, Gülşen Dülgar ve diğerlerinin tapu tahsis belgesinin iptali için açtığı davada mahkeme erişim hakkının ihlal edildiğini kararlaştırdı. Mahkeme, yeniden yargılama yapılmasını kararın gönderileceği yargı merciine emrini verdi ve tazminat talebini reddetti. Metinde ayrı bir yürürlük hükmü yok.

Adalet ve yargı

Özet 2 Kasım 2026 tarihinde onaylandı.

Tam metin

Bu metin taranmış görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); rakam ve adlarda okuma hatası olabilir. Bağlayıcı olan kaynaktaki metindir.

30 Ekim 2026 CUMA Resmi Gazete Sayı : 33415

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLŞEN DÜLGAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
Başvuru Numarası : 2021/22462
Karar Tarihi : 18/6/2026
Başkan : Basri BAĞCI
Üyeler : Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Metin KIRATLI
Raportör : Şermin BİRTANE

Başvurucular * 1. Gülşen DÜLGAR
2, Şahver TAM
3. Şengül ÇITIRKI
Vekili : Av. Bayram NÜZKET

1. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapu tahsis belgesinin iptal edilmesine dair işlemin iptali için açılan
davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.

IM. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/42021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul
edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
MI, OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim
Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuruya Konu İdari Yargı Süreci

5. Başvurucular, murisleri adına düzenlenen 8/8/1989 tarihli tapu tahsis belgesinin
iptal edilmesine dair 21/5/2012 tarihli işlemin iptali istemiyle 4/12/2020 tarihinde dava
açmıştır. Başvurucular; dava dilekçelerinde tahsis belgesinin iptal edildiğine dair işlemin
idarenin 6/10/2020 tarihli yazısı ile bildirildiğini, işlemin 13/11/2020 tarihinde tebliğ
edildiğini belirtmiştir.
6. Manisa 1. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) ara kararıyla 21/5/2012 tarihli
işlemin başvuruculara tebliğ edilip edilmediğini sormuştur. Manisa Valiliği Defterdarlık Milli
Emlak Müdürlüğü tarafından tapu müdürlüğüne hitaben gönderilen 21/5/2012 tarihli ve 2469
sayılı yazıda başvurucuların murisine ait tapu tahsis belgesinin iptal edilerek sonucundan
bilgi verilmesi istenmiştir. İdarenin ara kararı cevabında 21/5/2012 tarihli ve 2469 sayılı
işlemle tapu tahsis belgesinin iptal edildiği, bu işlemin başvuruculara 6/10/2020 ve
10/11/2020 tarihli yazılarla bildirildiği, yazıların 13/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği ifade
edilmiştir.

7. İdare Mahkemesince 6/1/2021 tarihinde süre aşımı nedeniyle dava
reddedilmiştir. Kararda ”.. uyuşmazlıkta her ne kadar davacılar tarafından tapu tahsis
belgesinin iptaline ilişkin bildirimin 6.10.2020 tarihli 22013 sayılı yazı ile yapıldığı ileri
sürülmekte ise de Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekle olan davadaki
davacıların taleplerinin sebebinin iş bu davada uyuşmazlık konusu yapılan taşınmaza ilişkin
olduğu, anılan dava dosyasında verilen ve Tapu Tahsis Belgesi İptali İşlemine ilişkin süreç
ve gerekçelere ilişkin açıklamaları içeren cevap dilekçesinin ve Tapu Tahsis Belgesinin
iptaline ilişkin işlemin 12.09.2017 tarihinde davacılar vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ
edildiği, incelenmekte olan iş bu davanın ise 13.09.2017 tarihinde başlayan 60 günlük dava
açma süresinin üzerinden uzunca bir süre geçiikten sonra açıldığı...” gerekçesine yer
verilmiştir.

8. Başvurucular, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf istemi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 5/4/2021 tarihli kararıyla
reddedilmiştir. Karar kesin olarak verilmiştir.

9. Nihai karar başvurucular tarafından 12/4/2021 tarihinde öğrenilmiştir.
B. Taşınmaza İlişkin Adli Yargıda Görülen Dava Süreci

10. Başvurucuların murisine ait olan 8/8/1989 tarihli tapu tahsis belgesine konu
olduğu, üzerinde konut ve işyeri şeklinde yapıların bulunduğu taşınmazda yapılan ifraz
çalışması sonucunda 552 ve 555 sayılı parseller oluşturulmuş; taşınmazın bir kısmı 555
parsel içine, bir kısmı ise 552 parsel içine alınmıştır. 555 parsel sayılı taşınmazın beyanlar
hanesine söz konusu tapu tahsis belgesi şerh verilmiş, 552 parsel ise tapu tahsis belgesi şerhi
yer almaksızın Hazine adına kaydedilmiştir. 555 parsel sayılı taşınmazı 2012 yılında
başvurucular satın almıştır.

11. Başvurucular, imar planında yol olarak tanımlanan 552 parsel sayılı taşınmaz
üzerinde murisleri tarafından yapılan yapılara tekabül eden kısmın tarafları adına tapuya kayıt
ve tesciline, bunun mümkün olmaması hâlinde tazminat ödenmesine, ayrıca 555 parsel sayılı
taşınmaz için idareye mükerrer ödeme yapıldığından söz konusu ödemenin iadesine karar
verilmesi istemiyle Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 4/8/2017 tarihinde dava açmıştır.

12. Davalı Maliye Hazinesi tarafından verilen 6/5/2017 tarihli cevap dilekçesinde
başvurucuların murisine ait tapu tahsis. belgesinin iptali için 21/5/2012 tarihinde tapu
müdürlüğüne yazı yazıldığı, tapu müdürlüğü tarafından da gerekli terkin işleminin yapıldığı
belirtilmiştir. Cevap dilekçesi 12/9/2017 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ edilmiştir.
Başvurucuların vekili tarafından verilen 22/9/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde terkin
işleminin 555 sayılı parselin tapusunun başvuruculara satış suretiyle verilmesine ilişkin işlem
olduğu belirtilmiştir.
13. Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 8/10/2021 tarihinde davanın kısmen
kabulüne, kısmen reddine karar vermiştir. İstinaf aşamasında ise İzmir Bölge Adliye
Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 6/2/2025 tarihinde başvurucuların istinaf talebinin kabulüne,
kararın kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemeye iadesine karar
vermiştir. Karar gerekçesinde 555 parsel sayılı taşınmazın ticari * konut alanlı imar adasında
olduğunu, böylece karma kullanım alanı olarak düzenlendiğini, mahkemece bu husus dikkate
alınmadan karar verildiğini belirtmiştir. Tapu tahsis belgesine dayalı diğer şartların oluşup
oluşmadığının araştırılması gerektiğini ifade etmiştir.

14. Ayrıca söz konusu kararda idarenin tek taraflı tasarrufu ile tapu tahsis şerhinin
terkin edilmesinin tapu tahsis belgesinin geçerliliğini yitirdiği anlamı taşımayacağı, tapu
tahsis belgesinin iptaline karar verilmediğine göre hukuki yönden geçerliliğini koruduğu
tespiti yapılmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir. "Somut olayda; Milli Emlak Müdürlüğünün
21.05.2012 tarihli Manisa Tapu Müdürlüğüne hitaben yazısı ile 555 parsel sayılı taşınmazın
imar planında bitişik nizam 4 kat ticari * konut alanı imar adasında olduğunun belirtilmesi
karşısında imar planında ticari * konut alanı olarak ayrılan 555 parselle ilgili 08.08.1989
tarihli Z.K. adına düzenlenen tapu tahsis belgesinin iptal edilmesinin talep edilmesi üzerine
tapu kaydı üzerindeki şerh 29.05.2012 tarihinde 11974 yevmiye numaralı işlem ile
kaldırılmıştır. Ancak, idarenin tek taraflı tasarrufu ile tapu tahsis şerhinin terkin edilmesi de
tapu tahsis belgesinin geçerliliğini yitirdiği anlamı taşımayacaktır. Tapu tahsis belgesinin
iptaline karar verilmediğine göre hukuki yönden geçerliliğini korumaktadır. (Yargıtay 14.
Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarih, 2018/5120 esas ve 2021/3373 karar sayılı ilamı).

15. Anılan yargılama süreci devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili mevzuat için bkz. Kadir Savcı (2. B.), B. No: 2018/21119, 21/10/2020, $
17.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 18/6/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru
incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

18. Başvurucular, tapu tahsis belgesinin iptalini başka bir davada idarenin cevabı ve
bu yazının ekindeki belge ile öğrendiklerinin kabul edilemeyeceğini, tebliğ tarihinin bu
yazının tebliğ tarihi olarak sayılamayacağını, söz konusu yazı ekindeki belgenin tapu tahsis
belgesinin iptaline ilişkin olarak kurumlar arasında yapılan bir iç yazışma olduğunu iddia
etmiştir. Tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin olarak usulüne uygun bir tebligatın kendilerine
yapılmadığını, temyiz kanun yolu kapalı olarak karar verilmesi nedeniyle hak arama
özgürlüklerinin engellendiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının, etkili başvuru hakkının
ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19, Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki
nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder,

Yönetmelik Adı — 3
Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden
incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini
gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı

21. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde
mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın
etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan
Şen |. B.|, B. No: 2012/791, 7/11/2013, $ 52; Ziya Özden (1. B.J, B. No: 2016/67737,
19/11/2019, $ 46). Somut olayda davanın süre aşımından reddedilerek esasının
incelenmemesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir
müdahalenin bulunduğu görülmüştür. .

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
22. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, .. yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, .. ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz.”

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara
uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple
müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen,
kanun tarafindan öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i, OKanunilik

24. İdare Mahkemesi başvuruya konu davanın 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen sürede açılmadığı gerekçesiyle
reddine karar vermiştir. Müdahalenin kanuni dayanağı olduğu açıktır.

ii. Meşru Amaç

25. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne olduğu hususunu
benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi müteaddit defa incelemiştir. Anayasa
Mahkemesi, bu incelemelerinde idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre
koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk
devleti ilkesinin bir gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde meşru bir amacı olduğuna
işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırıml(I1. B.), B. No: 2014/5,
25/10/2017, $$ 54, 55; Fatma Alimner 12. B.|, B. No: 2014/17714, 26/10/2017, $$ 48, 49;

Yönetmelik Adı — 4
Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited
Şirketi (1. B.|, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, $ 52).

ii. Ölçülülük
(0) Genel İlkeler

26. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Efverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye
elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu
olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,
orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul
bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56,
11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet
Akdoğan ve diğerleri (1. B.|, B. No: 2013/817, 19/12/2013, $ 38).

27. Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından dava açma hakkının belli
bir süreyle sınırlandırılması tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal etmemekte ise de
öngörülen sürenin makul olması, diğer bir ifadeyle haktarı yararlanılmayı imkânsız kılacak
veya aşırı derecede zorlaştıracak derecede kısa olmaması gerekir. Dava açma süresinin makul
olup olmadığı değerlendirilirken dava ile elde edilecek hakkın niteliği, davanın konusu ve
kişinin dava hakkının doğduğunu öğrenme imkânına sahip olup olmadığı gibi hususlar
gözönünde bulundurulmalıdır. Öngörülen sürenin dava açmak için gerekli araştırma ve
hazırlıkların yapılmasına, gerekiyorsa hukuki ve teknik yardım alınmasına yetecek ve hakkın
önemiyle orantılı bir uzunlukta olmaması durumunda ölçüsüz olduğu söylenebilir (Yaşar
Çoban |GKI, B. No: 2014/6673, 25/7/2017, $ 65).

28. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye erişim hakkına
yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşır (Yaşar Çoban, $ 66). Dava
açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama
görevi esasen yargı mercilerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma
süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi
bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin
hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili olarak mahkemelerin yorumlarının
mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir (4h4met
Yıldırım (1. B.), B. No:2014/18135, 20/9/2017, $ 46).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

29. Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin,
yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 2577 sayılı Kanun'da
sürelerin yazılı bildirimle başlayacağı ve iptal kararı üzerine açılacak tam yargı davalarında
da kanun yoluna başvurulması hâlinde bu kararın tebliği üzerine dava açma süresinin
işlemeye başlayacağı yoruma yer bırakmayacak şekilde açıkça ifade edilmiştir.

30. Başvuru konusu yargılama sürecinde İdare Mahkemesi, adli yargıda görülen

davada idarenin cevabının ve bu yazının ekindeki belgenin başvurucuların vekiline tebliğ
edilme tarihini esas alarak dava açma süresini belirlemiştir.

Yönetmelik Adı — 5
31. Bununla birlikte dava konusu işlemin Manisa Valiliği Defterdarlık Milli Emlak
Müdürlüğü tarafından tapu müdürlüğüne hitaben gönderilen 21/5/2012 tarihli ve 2469 sayılı
yazı olduğu, kurumlar arasındaki yazışmayı başvurucuların öngörmesinin mümkün olmadığı
anlaşılmıştır. İdare Mahkemesinin ara kararı üzerine davalı idare tarafından tapu tahsis
belgesinin iptal edildiğine dair işlemin 13/11/2020 tarihinde başvuruculara tebliğ edildiği
bildirilmiştir. Dolayısıyla söz konusu işlemin başvuruculara anılan tarihte tebliğ edildiği,
daha önce bildirilmediği açıktır.

32. Öte yandan anılan işlemin hukuki mahiyeti konusunda taraflar arasında farklı
değerlendirmelerin bulunduğu görülmektedir. Adli yargıda görülmekte olan davada
başvurucular vekilinin 22/9/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde söz konusu terkin
işleminin 535 sayılı parselin tapusunun başvuruculara satış suretiyle verilmesine ilişkin işlem
olduğu belirtilmiştir. Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin
kararında idarenin tek taraflı tasarrufu ile tapu tahsis şerhinin terkin edilmesinin tapu tahsis
belgesinin geçerliliğini yitirdiği anlamı taşımayacağı, tapu tahsis belgesinin iptaline karar
verilmediğine göre hukuki yönden geçerliliğini koruduğu tespiti yapılmıştır.

33. Bu bağlamda idari işlemin başvuruculara tebliğ tarihi yerine adli yargıda
görülen davadaki cevap dilekçesinin öğrenilmesini esas almak suretiyle davanın süresinde
açılmadığı şeklindeki yorumun başvurucular açısından öngörülebilir olmadığı anlaşılmıştır.
İdare Mahkemesinin söz konusu yorumunun başvuruculara aşırı bir külfet yüklediği,
başvurucuların (o katlanmak zorunda kaldığı külfet hedeflenen meşru amaçla
karşılaştırıldığında külfetin orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi
gerekir.

335. Başvurucular; istinaf aşamasında kararın kesin verildiğini, temyiz kanun yoluna
başvuramamaları nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Mahkemeye erişim hakkı yönünden ulaşılan sonuç gözetildiğinde bu iddiaların ayrıca
incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. GİDERİM

36. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL manevi
tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması
için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın
148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının
gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde
yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir
(yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan (GK), B. No: 2014/8875, 7/6/2018, $$
54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) |1. B.1,B. No: 2016/12506, 7/11/2019, $$ 53-60, 66;
Kadri Enis Berberoğlu (3) (GK), B. No: 2020/32949, 21/1/2021, $$ 93-100).

Yönetmelik Adı — 6
38. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının
yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi
gerekir,

VE. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı
kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa |. İdare Mahkemesine
(E.2020/909, K.2021/3) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL
yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması
hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ
UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/6/2026
tarihinde OYBİRLİĞİ YLE karar verildi.

Yönetmelik Adı — 7