Gazete Özeti

Bu bir özettir, bağlayıcı olan Resmî Gazete'deki metindir.

Anayasa Mahkemesinin 16/9/2026 Tarihli ve 2020/7753 Başvuru Numaralı Kararı

30 Ekim 2026 · sayı 33415 · yargı kararı · Anayasa Mahkemesi Başkanlığı · günün listesi

Resmî Gazete'deki metin (kaynak)

Özet

Anayasa Mahkemesi, Mehmet Demir’in iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını reddetti. Mahkeme, işveren tarafından gerçekleştirilen takdirin keyfiliğe dayanmadığını ve kamu düzeni ile başvurucunun menfaati arasında adil bir denge kurulduğunu belirtti. Metinde ayrı bir yürürlük hükmü yok.

Adalet ve yargıİş hukuku ve SGK

Özet 2 Kasım 2026 tarihinde onaylandı.

Tam metin

Bu metin taranmış görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); rakam ve adlarda okuma hatası olabilir. Bağlayıcı olan kaynaktaki metindir.

30 Ekim 2026 CUMA Resmi Gazete Sayı : 33415

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET DEMİR BAŞVURUSU
Başvuru Numarası : 2020/7753
Karar Tarihi 2 16972026
Başkan : İrfan FİDAN
Üyeler : Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör < İsmail ŞAHİN
Başvurucu : Mehmet DEMİR
Vekili : Av, Hüseyin İnan İZMİRLİOĞLU

E BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle kişinin
iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlai edildiği iddiasına
ilişkindir.

2. Başvuruya konu olayların meydana geldiği süreçteki olağanüstü hâl (OHAL)
koşullarına, OHAL ilanına ve uygulanan tedbirlere ilişkin genel bilgiler için bkz. CA. (3)
İGK), B. No: 2018/10286, 2/7/2020, $$ 10-18; Ayla Demir şar (GKİ, B. No: 2018/24245,
8/10/2020, $$ 10-18,

3. Başvurucu 10/7/2012 tarihinden itibaren TGS Yer Hizmetleri A.Ş. (işveren)
bünyesinde hareket koordinasyon mildürü olarak çalışmaktayken işveren tarafından
13/6/2017 tarihinde iş sözleşmesi feshedilmiştir. Fesih yazısında ByLock kullanımı ve
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibatlı olması
nedeniyle 1/9/2016 tarihli ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Baz: Tedbirler Alınması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (673 sayılı KHK) 7. maddesi ile 22/5/2003
tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (11) numaralı fikrası kapsamında güven
ilişkisinin bozulduğu belirtilmiştir.

4. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe izde talebiyle 18/6/2017
tarihinde Bakırköy 6. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme, işveren ile
başvurucu arasındaki iş ilişkisinin çekilmez hâle geldiği gerekçesiyle 30/1/2018 tarihinde
davanın reddine karar vermiştir.
5. Başvurucunun karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İstanbul
Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 26/12/2019
tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiş, karar gerekçesinde
ilgili kurumlardan gelen cevabi yazılardan başvurucunun Bylock kullanıcısı olduğunun
anlaşıldığını belirterek mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğunu açıklamıştır.

6. Başvurucu, nihai kararı 25/1/2020 tebliğ aldıktan sonra 24/2/2020 tarihinde
bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar vermiştir.

8. Öte yandan başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda 9/9/2022 tarihinde
iddianame düzenlenmiştir. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi)
tarafindan yapılan yargılamada başvurucunun ByLock kullanıp kullanmadığının tespitine
ilişkin kesin bir yargıya varılamadığı, mahkümiyetine yeter nitelikte kesin ve yeterli delil
bulunmadığı gerekçesiyle 12/9/2023 tarihinde beraat kararı verilmiştir. Anılan karar, istinaf
ve temyiz kanun yolu aşamasından 17/6/2025 tarihinde geçerek kesinleşmiştir.

Ti. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; pasif Bylock kullanıcısı olarak nitelendirildiğini fakat söz konusu
uygulamayı telefonuna yüklemediğini, hakkında yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma
da bulunmadığını belirterek özel hayata saygı hakkı ile adil yargılanma bakkının ihlal
edildiğini ileri sürmektedir.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun özel
hayata saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili
mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşulları
dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerektiği belirölmiştir. Başvurucu, Bakanlık
görüşüne karşı cevap vermemiştir.

li. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafindan yapılan hukuki
nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu
bağlamda başvurucunun anılan iddiaları özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.
Başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesine yönelik işlem, özel hayata saygı hakkının
otomatik olarak uygulanabilirliğini sağlamamakla birlikte mevcut başvuruda mesleki hayata
yönelik müdahalenin başvurucunun özel hayatını ciddi şekilde etkilediği ve bu etkinin belirli
bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirildiğinden başvuru, özel hayata saygı hakkı yönünden
uygulanabilir bulunmuş ve bu kapsamda incelenmiştir (benzer şekildeki değerlendirmeler
için bkz. CA. (3), $$ 97-101; Ayla Demir İşar, $$ 106-110),

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini
gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde
alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya
konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir
(Aydın Yavuz ve diğerleri |GK), B. No: 2016/22169, 20/6/2017, $$ 187-191). Olağanüstü
yönetim usullerinin uygulandığı dönemde alınan tedbiri konu edinen somut başvuruda
Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konuları temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimi
dikkate alınacaktır (Mustafa Önal (2. B.), B. No: 2018/9808, 9/2/2022, Ş$ 14),

14, Anayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme; müdahalenin Anayasa'daki
çekirdek haklarla ilgili olup olmadığının, anılan maddenin ikinci fikrasında sayılan hak ve
özgürlüklere dokunup dokunmadığının, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere
aykırılık teşkil edip etmediğinin ve durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığının tespitiyle
sınırlı olacaktır (Ayla Demir İşat, $ 146).

İS. Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan
çekirdek haklar arasında özel hayata saygı hakkı yer almamaktadır. Ayrıca somut olaydaki
tedbirin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir yükümlülüğe aykırı olduğu
da saptanmamıştır (Ayla Demir İşar, $$ 147, 148). Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca
yapılacak son inceleme, müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığının
belirlenmesine ilişkin olacaktır.

16. Başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin tedbirin ve bu kapsamda
yargı mercilerince sonuca bağlanan uyuşmazlığın Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında
durumun gerektirdiği ölçüde olduğunun söylenebilmesi için öncelikle keyfi olmaması
gerekir. Diğer taraftan söz konusu tedbirin ölçülü olup olmadığı değerlendirilirken elbette
ülkemizde olağanüstü hâl (OHAL) ilanına sebebiyet veren durumun özellikleri ve OHAL
ilanı sonrasında ortaya çıkan şartlar dikkate alınmalıdır (Aydın Yavuz ve diğerleri, $ 349).

17. İşçi tarafından sadakat yükümlülüğünün ihlat edildiği, dolayısıyla işçi ve işveren
arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak alınacak tedbirler bakımından
basit bir şüphenin yeterli olmayacağı, bu durumun somut olgularla desteklenmesi gerektiği
açıktır. Gerek işveren gerekse yargı organları tarafından açıklanan nedenler işveren ile işçi
arosındaki güven ilişkisinin zedelendiğini ortaya koyacak ve ikna edecek yeterlilikte
olmalıdır (C.4. (3), $ 125; Ayla Demir İşat, $ 133).

18. Şüphe feshinin mahiyeti gereği ispatı beklenmese de Yargıtay kararlarında da
belirtildiği üzere (benzer yöndeki Yargıtay kararları için bkz. C.4. (3), $$ 46-56; Ayla Demir
İşat, $$ 52-62) şüphenin işçinin kişiliğinden kaynaklanan bir sebebe dayanması, bu sebebin
de çiddi, önemli ve somut nitelikte objektif olay ve vakıalar ile desteklenmesi gerekmektedir.
Aksi hâlde hukuk devletinin bir gereği olan hukuki güvenlik ilkesine aykırı bir şekilde keyfi
uygulamaların gündeme gelmesi söz konusu olabilecekür (Delil Metin (2. B.J, B. No:
2019/1419, 18/1/2023, $ 32).

19. Öte yandan 673 sayılı KHK dayanak alınarak uygulanan somut tedbirin
başvurucu üzerinde doğuracağı etki de gözönüne alındığında özellikle yargılama sürecinde
devletten beklenen yükümlülüklerin OHAL şartlarında da yerine getirilmesi gerektiği
değerlendirilmiştir. Bu anlamda takdir yetkisinin öngörülen sınırlar dâhilinde kullanılması ve
nedenlerinin ikna edici şekilde ortaya konulması OHAL şartlarında da yerine getirilmesi
gereken yükümlülüklerdendir. Dolayısıyla terör örgütleriyle irtibatı ya da iltisakı olduğu
konusunda çalışandan duyulan şüphenin ciddi, güçlü ve objektif olduğuna ilişkin ikna edici
gerekçeler ortaya konulmaması hâlinde alınan tedbirin Anayasa'nın 1$, maddesi bağlamında
da söz konusu yükümlülüklere uygun olmadığı değerlendirilebilecektir (benzer yöndeki
değerlendirmeler için bkz. Ayla Demir İşat, $ 161).

Yönetmelik Adı — 3
20. Özel hayata saygı hakkı, üçüncü kişiler tarafından da olsa hakkın öngördüğü
güvencelere keyfi şekilde müdahale edilmesini yasaklamaktadır. Öngörülen yükümlülüklerin
yerine getirilmesi, kişilerin kendilerinin, ailelerinin geleceğini ve itibarım etkileyen mesleki
hayata yönelik tedbirlerin keyfi olmaması, bu kapsamda doğan uyuşmazlıkların özel hayata
saygı hakkının gereklilikleri bağlamında çözümlenmesi olağanüstü yönetim usullerinin
benimsendiği dönemlerde de geçerli olan temel güvencelerdir (Ayla Demir İşat, $ 150). Öte
yandan darbe teşebbüsü ve terör örgütlerinin özellikleri gözönüne alındığında devletin ve
kişilerin güvenliği ile kamu düzeninin korunmaaşı amacıyla yasa) düzenlemeler yapılmasının
ve sakıncalı görülen kişilerin mesleklerinden uzaklaştırılmesına yönelik işlemler tesis
edilmesinin gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıktır ancak söz konusu tedbirlerin
muhataplarının sakıncalı olduğu değerlendirilen kişilerden olması ve alınan tedbirlerin
durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir (dyla Demir İşar, $ 159). Ayrıca belirtildiği
üzere temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin süresi, kapsamı ve ağırlığının
ölçülülüğün belirlenmesinde dikkate alınması, kişilerin ölçüsüz veya keyfi müdahalelere
karşı koyabilecekleri usule ilişkin güvencelerden yararlandırılması gerekir (4yla Demir İşat,
$ 160)

21, Başvuruya konu olayda feshin gerekçesi, devletin milli güvenliğine karşı
faaliyette bulunduğuna karar verilen FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu konusunda
başvurucudan duyulan şüphe ve bu şüphe nedeniyle güven ilişkisinin ortadan kalkmasıdır.
FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı olduğu konusunda başvurucudan duyulan şüphenin
başvurucunun ByLock kullandığı tespitine dayandırıldığı görülmüştür.

22. İş ilişkilerinde tereflar arsındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığını
söyleyebilmek için şüphenin mutlak bir kesinliğe ulaşması şart değildir. Önemli olan husus
işçiden duyulan şüphenin güven ilişkisini zedelediği konusunda objektif nedenlerin
bulunmaşı ve bunların ikna edici şekilde ortaya konulmasıdır. Somut olayda başvurucunun
FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu yönünde elde edilen ve mahkemelerce açıklanan
bilgiler dikkate alındığında güven ilişkisinin zedelendiği konusunda başvurucudan duyulan
şüphenin ciddi, güçlü ve objektif bir şüphe olarak nitelendirilmeye uygun hâle geldiği
anlaşılmaktadır. Bu bağlamda tedbirin taraflar arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırmaya
elverişli olduğu ve iş sözleşmesinin feshedilmesini gerekli kıldığı konusunda başvurucu
özelinde ( bireyselleştirmenin yapıldığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla somut
başvurunun koşullarında benimsenen yaklaşımın kamu gücüyle donatılar işverenin takdir
yetkisinin kapsamında olduğu, keyfilik içermediği ve gerçekleştirilen müdahaleyle takdir
yetkisinin sınırlarının aşılmadığı değerlendirilmektedir (benzer yönde yargı mensupları
yönünden yapılan değerlendirmeler için bkz. 4.$. (GKJ, B. No: 2023/30928, 29/5/2025, $$
142-149; N.E, (GKJ, B. No: 2022/62466, 29/5/2025, $$ 140-146).

23. Öte yandan başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesinde milli güvenliğin ve
kamu düzeninin korunmasına, kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik
meşru amaçın olduğu açık olsa da alınan tedbirin amaçla ölçülü olması şarttır. Bu hususta
başvurucunun mesleğinin niteliği, başka bir işte çalışma imkânının olup olmadığı ve
başvurucuya düşen fedakârlığın ağırlığı bir bütün olarek ele alınmalıdır.

Yönetmelik Adı — 4
24, Somut olayda başvurucu, bir kariyer mesleği niteliğinde olan mesleki
faaliyetten alıkonulmadığı gibi özel sektörde çalışmasını engelleyen herhangi bir ilave
kısıtlamaya da tabi tutulmamıştır. Bu konuda bir kısıtlamanın getirilmemiş olması nedeniyle
başvurucunun özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin öngörülen meşru amaçla
ölçülü şekilde gerçekleştirildiği ve kamunun menfaati ile başvurucunun kişisel menfaati
arasında adil dengenin kurulduğu, ayrıca iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle başvurucu
ile işveren arasında doğan uyuşmazlığın çözümüne olanak sağlamaya uygun yasal
düzenlemelerin mevcut olduğu görülmektedir. Yine başvuruya konu edilen yargılama süreci
incelendiğinde başvurucunun yargı mercileri önünde delillerini sunduğu, iddiada bulunma ve
savunma haklarını herhangi bir engellemeyle karşı karşıya kalmadan kullandığı, dolayısıyla
yargılamalarda usule ilişkin güvencelerin sağlandığı anlaşılmaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
hayata saygı hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

IN. BÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayam saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının
İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

Ç. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/9/2026
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Yönetmelik Adı — 5