Gazete Özeti

Bu bir özettir, bağlayıcı olan Resmî Gazete'deki metindir.

Anayasa Mahkemesinin 16/9/2026 Tarihli ve 2021/1112 Başvuru Numaralı Kararı

30 Ekim 2026 · sayı 33415 · yargı kararı · Anayasa Mahkemesi Başkanlığı · günün listesi

Resmî Gazete'deki metin (kaynak)

Özet

Anayasa Mahkemesi, Çalış Belediye Başkanlığı'nda görev yapan ve maaş alacakları eksik ödenen iki başvurucunun, ilamsız icra takipleri nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, yeniden yargılama yapılmasını kararlaştırarak tazminat taleplerinin reddine hükmetti. Metinde ayrı bir yürürlük hükmü yok.

Adalet ve yargıBankacılık ve finansİş hukuku ve SGK

Özet 2 Kasım 2026 tarihinde onaylandı.

Tam metin

Bu metin taranmış görüntüden otomatik okunmuştur (OCR); rakam ve adlarda okuma hatası olabilir. Bağlayıcı olan kaynaktaki metindir.

30 Ekim 2026 CUMA Resmi Gazete Sayı : 33415

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ERGÜL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
Başvuru Numarası : 2021/1112
Karar Tarihi : 1699/2026
Başkan s İrfan FİDAN
Üyeler s Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör : Mehmet Fatih GÖKÇEK
Başvurucular s1. Ai ERGÜN
2. Abbas KOÇ

3. Abdullah BÖLÜK
4. Zübeyir GÖZÜBÜYÜK
Vekili * Av. İbrahim ÖZCAN

L BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvurular, eksik ödenen memur maaşlarının tahsili amacıyla başlatıları ilamsız
icra takiplerinin düşmesine karar verilmesi sonrasında idari yargıda açılan davaların süre
aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına
ilişkindir.

2. Başvurucular, Ankara'nın Haymana ilçesi -12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On
Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Karamamelerde Değişiklik Yapılmasını Dair Kanun'un geçici 2. maddesi
uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan- Çalış Belediye Başkanlığında (mülga Belediye) memur
olarak görev yapmıştır.

3. 2002-2014 yılları arasında bazı aylara ilişkin ödenmeyen maaş alacakları ile faiz
alacakları toplamının tahsili için 2014 yılında başvurucular mülga Belediye aleyhine ilamsız
icra takipleri başlatmıştır.

4. İlamsız icra takipleri devam etmekte iken 6360 sayılı Kanun'un geçici 2.
maddesi uyarınca Çalış Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılmış, taşınır ve taşınmazları ile
alacak ve borçları Haymana Belediye Başkanlığına (Belediye) devredilmiştir. Bu durum
nedeniyle Haymana İcra Müdürlüğü (İcra Müdürlüğü) mülga Belediyenin borçlu olup derdest
olan takip dosyalarına Belediyeyi borçlu sıfatıyla kaydetmiş, Belediyeye gönderdiği
muhtüralarda borçların tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde ödenmesi gerektiğini
bildirmiştir.

5. Belediye, bu muhtıraların tebliğ edilmesi üzerine Haymana İcra Hukuk
Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) şikâyet yoluna başvurarak mubtıraların iptalini,
borçlara itirazla birlikte takiplerin durdurulmasını ve icra inkâr tazminatlarına
hükmedilmesini talep etmiştir. İcra Hukuk Mahkemesi Belediyenin şikâyetlerinin reddine,
ilamsız icra yoluyla takipte itirazın ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde içra
dairesine yapılacağı ve itiraz üzerine takibin duracağı, yanlış merciye yapılan İtirazın İse
sonuç doğurmayacağı gerekçeleriyle borca itiraz ve takibin durdurulması taleplerinin geçersiz
sayılmasına, Belediyenin borçlu olmadığının tespiti yönündeki talepler yönünden
Mahkemelerinin görevsizliğine farklı tarihlerde karar veriniştir. Bu kararlar, kanun yolu
incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.

6. İlamsız icra takibi devam etmekiz iken 25/8/2017 tarihli Resmi Gazete'de
yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) 8. maddesi ile 9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İçra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesine “İdari yargının görev alanına giren konularda
ilamsız takip yoluna başvurulamaz.” hükmü, 9. maddesi ile 2004 sayılı Kanun'a geçici 13.
madde olarak “İdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri haklında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci
maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya
resen tebliğ edilir, Alacaklı düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet
yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı
merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin
kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez. Birinci fikra kapsamındaki
ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında
salep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir, Tarafların yaptığı takip ve
yargılama giderleri ile vekolet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine
takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fikra uyarınca işlem
yapıdır.” hükmü eklenmiştir. Anılan KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 7078 sayılı
Kanun'da da söz konusu maddeler aynı şekilde yer almıştır.

7. İcra Müdürlüğü, Belediyenin talepleri üzerine 694 sayılı KHK'nın ilgili
hükümleri gereğince icra takiplerinin düşmesine karar vermiştir. Bu kararlar üzerine
başvurucular şikâyet yoluna başvurmuş, İçra Hukuk Mahkemesi şikâyetlerin reddine karar
vermiştir. Bu kararlara karşı yapılan istinaf başvuruları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18.
Hukuk Dairesi kararlarıyla esastan reddedilmiştir. Bu kararlar temyiz edilmeyerek farklı
tarihlerde kesinleşmiştir.

$. Başvurucular, icra takiplerinin düşmesine ilişkin kararlar kesinleştikten sonra
otuz, gün içinde idare mahkemelerine dava açmıştır. Dava dilekçelerinde 694 sayılı KHK ile
2004 sayılı Kanun'a eklenen maddeler uyarınca düşmesine karar verilen icra takiplerine konu
ettikleri asıl alacak ve ferileri toplam tutarının icra takibi terihlerinden itibaren talep edilen
asıl alacaklara kamu alacaklarına uygulanacak olan en yüksek banka mevduat faizi işletilmek
suretiyle taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

9. İdare mahkemeleri davalarda talep edilen eksik maaş ödemelerine dair
alacakların ilişkin oldukları aylara göre değerlendirme yapmış ve davaların kısmen veya
tamamen süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararlarda başvurucuların 2002-2014
yılları arasında süreklilik arz etmeyen bazı aylarda maaşının eksik ödendiği ve her ay yapılan
bir eksik ödemenin söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Eksik ödemenin süreklilik orz
etmemesi sebebiyle kendilerine eksik ödeme yapıldığını ya da hiç ödeme yapılmadığını en
geç başvurucuların aylıklarını aldığı tarihlerde öğrendiğinin kabulü gerektiği açıklanmıştır.
Aylıkların alındığı tarihlerden itibaren altmış gün içinde doğrudan veya idareye yapılacak
başvurunun reddi üzerine 6/1/1982 terihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
11. maddesinde öngörülen sürelere uyularak dava açılması gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Mahkemelerce başvurucuların icra takibi başlattıkları tarihler idareye başvuru tarihi olarak
kabul edilmiş; bu tarihe göre süresinde talep edilen alacakları varsa ödenmesi gerektiği, bu
tarihe göre süresinde olmayan alacakları için açtıkları davada süre aşımı bulunduğu sonucuna
varılmıştır. Bu kararlara karşı yapıları istinaf başvuruları Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7.
İdari Dava Dairesinin farklı tarihli kararlarıyla kesin olarak reddedilmiştir.

10. Başvurucular, nihai kararı farklı tarihlerde öğrendikten sonra süresi içinde
bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. 2021/3085, 2021/31451 ve 2021/31453 sayılı başvuruların konu yönünden
hukuki irtibat nedeniyle 2021/1112 sayılı bireysel başvuru ile birleştirilmesine ve
incelemenin 2021/1112 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden sürdürülmesine karar
verilmiştir.

12. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

U. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucular, maaşların eksik ödendiğine dair kendilerine bir tebligat
yapılmaması sebebiyle bu hususu ve nedenlerini bilmelerinin mümkün olmayacağını, eksik
yapılan ödemeleri öğrendikten sonra mülga Belediye aleyhine ilamsız icra takibi
başlattıklarını, mülga Belediyenin borca itirazı olmadığını ve icra takibinin kesinleştiğini
belirtmiştir. Mülga Belediye kayıtlarında eksik maaş ödemelerinin ödenecek borçlar arasında
gösterildiğini, buna rağmen Mahkemece icra takibi, haciz işlemleri, adli yargı süreci ve KHK
süreci dikkate alınmadan karar verildiğini vurgulamıştır. 694 sayılı KHK'nın yürürlüğe
girdiği tarih öncesinde ilamsız icra takibine gidilebildiğine, idare mahkemesine dava
açılmasının zorunlu olmadığına dikkat çeken başvurucular davayı 694 sayılı KHK'da yer
verilen otuz günlük süre içinde açtıklarını belirterek Mahkemenin aşırı şekilci yorumu
neticesinde davalarının süre aşımından reddine karar verilmesi sonucunda mahkemeye erişim
haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Diğer yandan istinaf kararında yeterli gerekçe
bulunmaması sebebiyle gerekçeli karar hakkının, çalışmalarının karşılığı olan maaşlarının
eksik ödenmesi sebebiyle mülkiyet hakkının, 694 sayılı KHK'nın geçmişe etkili olarak
uygulanması ve alacaklarına kavuşamamaları sebebiyle etkili başvuru hakkının, aynı konuya
ilişkin başka bir davada davacı lehine karar verilmesi ve Belediye tarafından mülga Belediye
dışında başka belediyelerden devredilen memur borçlarının ödenmesi sebebiyle eşitlik
ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucularn temel bak ve
hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili
mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği
belirtilmiştir. Ayrıca görüşe eklenen ve Belediye tarafından hazırlanan yazıda başvuruya
konu olan işçi (memur) alacaklarının ilamsız icra takibi ile talep edilemeyeceği, icra takibinin
düşmesine karar verilmesinin ve sonrasında Mahkemece davanın kısmen süre aşımı
nedeniyle reddedilmesinin isabetli olduğu açıklanmıştır.

Yönetmelik Adı — 3
15. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki
iddialarını tekrarlamıştır.

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafindan yapılan hukuki
nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder,
Başvurucuların iddialarının edil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı
yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini
gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir,

18. Somut olayda davaların tamamen veya bazı alacaklar yönünden kısmen süre
aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim
hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.

19. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adi! yargılanma hakkının en
temel unsurlarından biri olar mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili
bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik
ve yeterli firsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki
belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (4X1i/ Elektrik Müh. İnş. San.
ve Tic, Ltd Şii (1. BI, B. No: 2012/855, 26/6/2014, Ş 34). Bu nedenle mahkemelerin usul
kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten
kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden
olacak ölçilde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç (1. B.), B. No: 2012/660,
7112013, $ 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların
hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması
nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel
olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San.
ve Tic, 4d Şii. (2. B.J, B. No: 2014/13156, 20/4/2017, $ 38).

20. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an mahkemeye erişim
hakkına yapıları müdahale ölçülülük bağlamında büyük önem taşımaktadır (Yaşar Çoban
(GKI, B. No: 2014/6673, 25/7/2017, $ 66). Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin hangi
tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece
mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin
başlatılacağı tarihin obelirlenmesi omoktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi
bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin
hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının
mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir (4hmef
Yıldırım (1. B.J, B. No: 2014/18135, 20972017, $ 46).

21. Somut olayda başvurucular 694 sayılı KHK. (7078 sayılı Kanun) ile 2004 sayılı
Kanun'da yapılan değişiklikler öncesinde eksik ödenen memur maaşları nedeniyle o dönemde
çalışmakin oldukları mülga Belediye aleyhine ilamsız icra takipleri başlatmıştır. Bu icra
takipleri devam etmekte iken İcra Müdürlüğü 6360 sayılı Kanun uyarınca mülga Belediyenin
tüzel kişiliği kaldırıldığından ve söz konusu borç Kanım'da yer alan ilgili düzenlemeyle ilçe
belediyesine devredileceğinden Belediyeyi borçlu olarak kaydetmiş ve muhtıra göndererek
borcun yedi gün içinde ödenmesini talep etmiştir. Multıra üzerine Belediye şikâyet yoluna

Yönetmelik Adı — 4
başvurmuştur. İcra Hukuk Mahkemesi 6360 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Ankara
Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 2/8/2013 tarihli kararıyla söz konusu
borcun Belediyeye devredildiğini tespit etmiştir. İlamsız icra takipleri devam etmekte iken
694 sayılı KHK yürürlüğe girmiş ve Belediyenin talebi üzerine İcra Müdürlüğünce takiplerin
düşmesine karar verilmiştir. Bu kararlara karşı şikâyet yoluna gidilmişse de şikâyetin reddine
karar verilmiş ve bu kararların kesinleşmesi üzerine KHK düzenlemesinde yer alan otuz gün
içinde başvurucular icra takiplerine konu olan alacaklarının kamu alacaklarına uygulanan en
yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle idari davalar açmıştır.

22. Başvurucuların uyuşmazlık ile ilgili temel iddiası, her bir eksik maaş
ödemesinden söz konusu ödemelerin yapıldığı ay itibarıyla haberdar oldukları kabulüne
dayanan Mahkemenin süreye ilişkin değerlendirmesinin öngörülebilir olmadığıdır.

23. Öncelikle 2577 sayılı Kanun uyarınca idari işlemin tebliği veya aynı Kanun'un
10. veya li. maddeleri kapsamında idareye yapılan başvurular üzerine açılan bir idari
davanın söz konusu olmadığını not etmek gerekir. Olayda başvurucuların Belediye aleyhine
başlattığı ilamsız icra takipleri devam etmekte iken 694 sayılı KHK ile 2004 sayılı Kanun'da
yapılanı değişiklikler nedeniyle takiplerin düşmesine karar verilmesi ve bu kararların
kesinleşmesi üzerine açılan bir idari dava söz konusudur. Anılan KHK hükmünde alacaklının
icra takibine ilişkin düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna
başvurabileceği, düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı
merciinde dava açılabileceği belirtilmiştir. Başvurucular da ilamsız icra takiplerinin
düşmesine karar verilmesi üzerine şikâyet yoluna başvurmuş, şikâyetin reddi kararları
akabinde verilen istinaf başvurusunun reddine dair kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi
üzerine otuz günlük süre içinde idare mahkemesinde davalarını açmıştır. Bu noktada 694
sayılı KHK'da yer alan düzenlemede şikâyetin reddine dair kararın kesinleşmesi Üzerine otuz
gün içinde davanın açılmasının yeterli görüldüğü vurgulanmalıdır. Anılan düzenlemede 2577
sayılı Kanun'da yer alan dava açma silresine ilişkin düzenlemelerin de ayrıca uygulanacağına
dair bir hüküm mevcut değildir. Eksik maaş ödemeleri akabinde başvurucular mülga
Belediye aleyhine -o tarihte gidilmesi mümkün olan- ilamsız icra yoluna başvurmuştur.
Mülga Belediye tarafindan borca itiraz edilmemiştir. Mülga Belediyenin tüzel kişiliğinin
kaldırılması sonrasında takiplere Belediye aleyhine devam edilmiş ve haciz işlemlerine kadar
gelinmişse de KHK düzenlemeleri nedeniyle icra takiplerinin düşmesine karar verilmiş ve
uyuşmazlıklar idari yargıya taşınmıştır. İdare mahkemelerince davanın 694 sayılı KHK'da
belirlenen süre içinde açılmış olması yeterli görülmemiştir. Başvurucuların ilamsız icra takibi
başlattığı tarihi idareye başvuru tarihi olarak kabul eden idare mahkemeleri, eksik maaş
ödemelerinin bazı aylarda söz konusu olduğundan ve süreklilik arz etmediğinden bahisle
başvurucuların eksik ödemeleri maaşların ödendiği tarihler itibarıyla öğrendiği yorumunda
bulurmuştur. Mahkemenin süreye ilişkin yorumunda, KHK düzenlemeleri öncesinde idari
yargının konusuna giren alacaklar için de ilamsız icra takibi yoluna gidilebildiği, somut
olayda borca itiraz edilmemesi üzerine takiplerin kesinleşerek haciz aşamasına kadar
ilerlendiği hususlarının dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.

24. Bu durumda icra takibinin düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesi tlzerine
KHK'da belirlenen otuz günlük süre içinde açılan idari davada, eksik ödemelerin sürekli
olmadığı gerekçesiyle başvurucuların her bir eksik ödemeyi ait olduğu ayda maaş ödemesiyle
öğrendiği kabulüyle davanın süresinde olmadığının değerlendirilmesinin başvurucular
açısından öngörülebilir olmadığı kabul edilmelidir. Aynca ilamsız icra takiplerinin
kesinleştiği ve haciz aşamasına kadar gelindiği dikkate alındığında başvurucular açısından
yüksek oranda başarı şarısı sunduğu değerlendirilen ilamsız icra takibi sürecinin düşme ile

Yönetmelik Adı — 5
sonuçlanması sonrasında açılan idari davaların kısmen veya tamamen süre aşımı nedeniyle
reddedilmesiyle gerçekleştirilen müdahale nedeniyle alacakların önemli bir kısmının elde
edilmesi imkânsız hâle gelmiştir.

25. Dolayısıyla idare mahkemelerinin dava açma süresinin başladığı tarihi
belirlemesine ilişkin öngörülebilir olmayan yorumunun mahkemeye erişim hakkına yönelik
katı bir yorum teşkil ettiği, bu yorumun başvurucular üzerinde ağır bir külfete sebebiyet
verdiği, bu suretle başvurucuların katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru
amaçlarla (karşılaştırıldığında oorantısız olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak
başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu kanaatine
varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan
mahkemeye erişim hakkının ihtal edildiğine karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucuların gerekçeli karar hakkının, etkili başvuru hakkının, eşitlik
ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de mahkemeye
erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığından diğer ihlal iddialeri ile ilgili olarak bu
aşamada bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

IM, GİDERİM

28. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talebi ile maddi ve manevi
tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması
için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın
148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının
gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde
yürütülecek yargılama sonunda bak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir
(yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan (GK), B. No: 2014/8875, 7/6/2018, $$
54-060; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) |1. B.), B. No: 2016/42506, 7/11/2019, $$ 53-60, 66;
Kadri Enis Berberoğlu (3) |GK), B. No: 2020/32949, 21/1/2021, $$ 93-100).

30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının
yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat talebinin reddine karar
verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlel edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

Yönetmelik Adı — 6
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı
kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara |. İdare Mahkemesine
(E.2019/1882, K.2021/204), Ankara 5. İdare Mahkemesine (E.2019/1603, K.2020/1441),
Ankara 6, İdare Mahkemesine (E.2019/1687, K.2020/914), Ankara 11. İdare Mahkemesine
(E.2019/1646, K.2020/1052) GÖNDERİLMESİNE,

D, Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 1.950,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlei ücretinden oluşan toplam 41.950,40 TL
yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin karanın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması
hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ
UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/9/2026
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Yönetmelik Adı — 7